2 Kasım 2008 Pazar
"Ben" olma isteği
Son günlerde otomatiğe bağlandı “kendim”. Bütün yazılımları yapıldı “kendimin”. Tıkır tıkır işliyor maşallah. Hissiz, hatasız, hızlı…
“Kendim” sabah almanca kursuna gidiyor. Çokça ders, biraz hoşbeş. Derse başlamadan önce çokça içine İstanbul havası çekiyor. Çok, ya da az.. nihayetinde son buluyor. Miktarın bir anlamı kalmıyor, dibine yaklaştığında. Sonra “kendim” kurstan çıkışta tekrar bir İstanbul havası çekiyor içine denizin tam ortasından. Akşam da tık demiyor o zaman, sorunsuz işliyor. Sonra, eve varıyor. Kursta hocaları tarafından verilen ev ödevlerini yapıyor. Saat 12’yi vurduğunda, son direktifin verilmesiyle uyuyor. Telefonunun saat 7.20’de çalması gerektiği gibi o da aynı gereklilikle gözlerini açıyor yeni doğan sabaha.
Yeni gün kim için doğuyor? Bunu hiçbir zaman düşünmüyor.
Saat tam 8.30’da, her sabah büfenin orda karşılaştığı tanımadığı kızı, ertesi sabah yine görüyor, yine görüyor. Telaşına bakılırsa, eminim kız da düşünmüyor, yeni doğan sabahın kim için doğduğunu. Eminim o kıza da sorulmuyor.
Yeni doğan sabahta ne yapmak istediği.
(Bu soru tesadüfen sorulmuş bir soru değil. Belki kendimin her gün aynı kaldırım taşında, aynı dakikada o kızla karşılaşması kadar tesadüfi bir soru. )
Bu süreçte hislere, düşüncelere yer vermiyor kendim. Sadece eksiksiz bir şekilde yapılması gerekenleri yapıyor. Sabahları motorda bazen dalıyor düşüncelere, 8.50 motoru 9.10’da karaya yaklaşıncaya kadar. Bu gerekliklere harfiyen uyuyor, başka gereklikler elde etmek için.
"Kendim" biliyor, hayatın doğal sürecinin bunu gerektirdiğini. Yapılması istenilenler ile yapılmak zorunda olunanların her zaman çakışacağını. Her yeni doğan sabaha, farklı isteklerle başlanabileceğini. Ama her yeni doğan sabahta isteklerinden birini unutmak gerektiğini. Geride bırakılan isteklere rağmen, belki çoğu özlemlere rağmen, zorunluluklarla her gün biraz daha bütünleşmek gerektiğini.
Bu bir isyan yada başkaldırı değil, sadece bir yakarış. “Ben” olma isteği.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
aah bazen sokaklar insan haline lisan oluyor.bitek çarpık çurpuk kaldırım taşları onu anlıyor.bi vapur düdüğü seni onaylıyor sanki,gözlerin yarı kapalı sabah seferlerinde.insanların hikayeleri okumamız için.anlatmasalar da gözlerinden,kıyafetlerinden,simit alışlarından,gazetedeki okuduğu köşe yazarlarından,dilenciye verdiği cevaptan onların hikayelerini okumak güzel.
seviyorum izlemeyi.zaping hızı tv den daha hızlı.etki alanı ise daha içerlerinde.
bigün fotograf makinemizi alıp istanbul olalım mı?
yağmur olsa da,bot giysek de,gün karanlık olsa da,yorulsak da..bunu yapalım.
özledim seninle olmayı..
evet canım bakmayı bilene herşey. bakmayı bilmek, gördüklerini yorumlamak hatta muhasebe yapmak...
istanbul olmak.. bunca hikayeyi özünde barındırmak.. bunca hikaeyeye uyum sağlamak.. zengininde, fakirinde, suçlusunda, dilencisinde.. hiçbir hikayede sırıtmamak..
fotograflar çekelim. objektifimizi farklı istanbullara odaklayalım. Dondurdugumuz anları hareketlendırelim, her fotografta yeni bir istanbul olalım. her karede aslında binlerce istanbulun olduğunu idrak edelim.
doğru diyorsun yapalım bunu.
çok yakın bir zamanda istanbul bizimmiş gibi davranalım..
Yorum Gönder