Uzun bir suskunluktan sonra yazmak zor geliyor biraz insana.
Önce özetleyici bir kaç cümle kurmakta fayda var.
Aylardan ekim. Bedeni ve ruhu kışa alıştırmaya çalışan bir hava. Yani kafa karıştıran. Ne tam soğuk ne tam sıcak. Güneşe bakarsan sıcak, buluta bakarsan soğuk ve karanlık.
Güneşe mi yakın durmak gerek, yoksa buluta mı karar vermeli galiba.
…
Ve ben Viyana’dayım yine. Bu “yine” sözcüğü bir isteksizliğin tezahürü olabilir.
Belki isteksizlik değil de, sürekli bastırdığın bir duygunun zaman zaman ayyuka çıkması, ve söz dinlememesi.
…
Hangi öğreti doğrudur hayatta? Duygularıyla hareket edenin her zaman kaybedeceği mi, yoksa aklın üstün olduğu mu?
Onurun kibirden ne farkı var? Biri izzetinefis, öteki nefsin en şımarmış hali.
Hayat çoğu zaman bu ince çizgilerle dolu galiba.
Bilmek güç.
Bazen ne istediğini bile.
Ve her seçim, bir kaybediş.
Yetinmeyi bilmeli mutlaka.
...
İstanbul,sen koca şehir
Özledim seni, ve senli günlerimi.
ekim 2010 viyana