29 Mart 2008 Cumartesi

garip şeyler



*kartal dostlarıma


buraya yazamadığım,
dillendirince anlamını yitireceğine inandığım birçok şey var aklımda.

Zaman zaman enteresan bir ruh haline dönüşüyorum.
durmaksızın belli kişileri, belli mekânları, belli ânları özlüyorum.
O an, yaşadığım âna kayıtsız kalıyorum, donuyorum.
Kareler gözümde o kadar net beliriyor ki
Her kendime geldiğimde hayal kırıklığı yaşıyorum.
Sonra onun sıkıntısı sarıyor içimi.


Kalabalık bir arkadaş ortamı beliriyor gözümde
Herkes mutlu.
Yarını düşünecek kadar önemli bir gündem yok kimsenin hayatında.
Fonda durmaksızın bir kahkaha sesi
Samimi muhabbetler
Sınırsız bir huzur.


Kendimden bile emin olmadığım bu zamanda
O an eminim, anladığımdan, anladıklarından.
Huzur bu olmalı, sonsuz bir güven, sonsuz bir aidiyet.

------------


Bir puzzle hayat bir çok parçadan oluşan.
Hemen düzene girsin, şeklini göreyim istiyor insan
Parçaları birbirine uydurabilir miyim kaygısı taşımadan tamamlanmıyor çoğu zaman.


Ama inat etti mi de insan o an
Geçmişte yaşadıkların,
ve gelecekte yaşamayı umdukların tek bir parça oluyor kararlılıktan.


---------------------------




20 Mart 2008 Perşembe

bittiğin yerde bulduklarınla mutlu ol





bittiğin yerde
bulduklarınla mutlu ol”


Şarkı dinlemeyi seviyorum galiba.
Okuldan gelirken, giderken, eve geldiğimde, iş yaparken..
Hep aynı şarkıyı dinliyorum.
Hep aynı şarkının aynı yerleri acıtıyor içimi.
İçim acısın diye dinlemiyorum aslında
Ama oluyor işte böyle şeyler.

Çoğu zaman şarkının bir yerinde bulmak istiyorum kendimi.
Bulduğumda ise bırakmıyorum hem kendimi hem de o sözleri.


………

“inanırdım duyduğum her söze bir zamanlık saflık vardı
Şimdi yerim yok aldanmaya”

“hadi beni biraz heyecanlandır, yüzüm gülmüyor çoktandır
Ben kaybetmekten çok korkarım, tüm alışkanlıklar çocukluktandır”
…..


3 Mart 2008 Pazartesi

gece düşünceleri.

Yazmak.. harflerin, kelimelerin, cümlelerin, paragrafların ardı ardına gelmesi, ve anlamlı bir bütün oluşturması.

Anlamlı bir bütün oluşturmak… yazarken mi, okurken mi, anlarken mi?

Eğer yazarken ise, o kolay. Kelimeleri doğru yerde kullanmaya çalışırım, imla hatası yapmamaya çalışırım. Devrik cümle kurmam mesela.

Okurken ise, okurum işte… ilkokulda, bütün sınıfa okuma parçası okur gibi.
Okursun, ama heyecandan okuduğunu anlayamazsın. Yada okursun, aklın başka yerlerdedir, anlayamazsın. Sonra kızarsın kendine, yeniden başlarsın, sonra yeniden okursun. Sonra yazana kızarsın, sürükleyici yazmamış diye. Yazanın suçu yoktur aslında.

Yazanın suçu değildir, senin hafızandan daha sürükleyici cümleler geçmesi mesela.

Bazen de alır götürür, yazanın yazdıkları. Yazılanlarda, kendinden satırlar ararsın.
Hep kendini ararsın. Hep kendini kaybetmezsin aslında.
Ama hep kendini ararsın.

Nadiren bulursun kendini yazılanlarda. Yalnızlığına çare olur, yalnızlıktan yazılanlar. Aslında yazan da, anlaman için yazmıyordur, anlatmak için yazıyordur belkide. Yazan mutludur, anlatabildiği için. Kendini anlayıp, aktarabildiği için.

Sen de, mutlu ol, yazanın yazdıklarını, anlayabildiğin kadar kendince…

Anlarken, “anlamlı bir bütünlük” ise, çıkaramazsın bence….


.............

"Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var
Akıl için son tavır saçlarını yolmak var”

Necip fazıl kısakürek