15 Nisan 2011 Cuma

SIR




Anlatmak bir şeyi
Anlatmadan.
Sükût gayr-i ihtiyâri.




Kelimeler dökülmez ağızdan,
Bir mânâya tutunmadan.

O mânâ ağır,
O mânâ sır.

Sükût bir çığlık,
Mânâya tutunamayanlara.
İdrak  bir  tehlike,
Mânâdan kaçanlara.

Sessizlik ifadem
Cümlelerim riyâkâr
Gözlerim muhbir.

Mânâ aşikâr
İdrak;
Sana bir o kadar ırak.


........


viyana
 2011 Nisan



14 Nisan 2011 Perşembe

kendi kendime kalasım var



Viyana’da yağmur var bugün. Havalar birden soğudu. Camın önünde oturup,  çay, kitap,müzik üçlemesini yapasım var uzun uzun. Kendi kendime kalasım var. Şiir okuyasım var.  Ama diğer yandan yapmam gereken dünya kadar iş var. Dün kendime izin verdim, biraz yürüdüm amaçlı amaçsız, ve yalnız. 

Tatile girmeden önce kitap ve tezlerle hemhal olmam gerek bir müddet daha.  Malum haftaya İspanya bizi bekliyor :) İnşallah güzel anılarla ve fotoğraflarla dönerim ve burada paylaşırım sizinle. Aslında kim okuyor bu bloğu onu da pek bilmiyorum ama blogger’ın yapmış olduğu istatistik Amerika, İsveç, Hollanda’dan bile ziyaretçilerin olduğunu gösteriyor. İlginç, duygularımın, hissettiklerimin, düşüncelerimin taa oralara kadar ulaşması. 

Şimdi de önümde üst üste yığılmış bir sürü tez var, göz atılması gereken. Konumu hala tam anlamıyla belirleyemedim. Bu gidiş, bir daha ki dönem de belli müddet burada kalmama işaret ediyor.  Bazen heyecanım doruk noktasına ulaşıyor, yaparım ben bunu kısa sürede diyorum. Bazen ise  içimi müthiş bir endişe kaplıyor. Nasıl bitecek bu tez, konuyu nasıl bağlayacağım gibi endişe dolu sorular karamsarlığımın doruk noktasına çıkmasına neden oluyor. Sistem farklı, bir konuyu ele alış biçimleri bile çok farklı. Ben ise alıştığım sistemle yaklaşıyorum mevzuya.  Bilmiyorum hoca ile ne zaman belli bir izafet çerçevesinde buluşacağız. 

İşte böyle. Akşam seminer var. Akşama kadar vaktimi değerlendirmem gerek. Okumam gerek, bolca okumam gerek.
…….

Şiir demişken, ne kadar hoş, Özdemir Asaf’ın şu satırları:

Bir kelimeye 
Bin anlam yüklediğim zaman 
Sana sesleneceğim.

10 Nisan 2011 Pazar

bugünler

Bugünler zor, bugünler heyecanlı, bugünler stresli,  çoğu zaman da bir şeyler yapmanın huzuruyla dolu.

Bir de yapamadıkların var tabi. Son zamanlarda gönlümü hoş edecek hiçbir şey yapmadım mesela.  Tezimle uğraşıyorum, yeni şeyler öğreniyorum. Lisansta yazdığım tezi düşünüyorum, bir de şimdi yazmaya başladığım tezi. Konu aynı ama ben daha bağlanıç safhasında bile dünyanın makalesi ile karşılaştım. Ne kadar çok üretmiş adamlar, bir konuya kaç perspektiften yaklaşmışlar. Türkiye'de ise yazılmış bir kaç kitaptan başka hiçbir şey yok elde. Bu kadar kaynak arasından ayıklamak zor istediğini ama, güzel, çok güzel bir tez yazmalı, sonra bunu kitaplaştırmalı.

Sürekli kütüphanede geçen günler bugünler. Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar çalışmadım ben. Beni bu kadar motive eden ne, onu da bilmiyorum aslında. Belki dualar? Eğer öyleyse kendimi sevindircek birşey buldum şuanda kendime. Sanırım artık gitmeli, yerleşik düzene geçmeli.

Havalar ısındı, böyle zamanlarda bu güneşli pazar gününü Istanbul'da geçirmeli diyor insan.

Hep bir aklımda istanbul. havasında, denizinde, vapurunda, martısında.