27 Şubat 2008 Çarşamba
BU LAFLAR BİRYERDEN TANIDIK GELİYOR MU?
Bu laflar biryerden tanıdık geliyor mu?
-Rektörlerin bazıları, başörtülü öğrencilerini, okullarına almamakta “ direniyorlar”
-Rektörlerin bazıları, başörtülü öğrencileri okula alarak, “taviz vermek” istemiyorlar.
-Çünkü bazı rektörler, taviz vererek, “tavizin taviz getireceğini” düşünüyorlar. Yarın bütün üniversitelerde sorunun düzeleceğini, bunun çığ gibi büyüyeceğini düşünüyorlar.
Tanıdık gelmesi bir yana, o kadar yakın geliyor ki, o günlerden kendimi uzaklaştırmak istediğim halde, kopamıyorum. Evet, her şey gözümden film şeridi gibi geçiyor.. Kabuk bağlayan yara misali, hem üstü kapanmış iyileşecek gibi, hem de kaşıdıkça yaranın ağırlaşacağından korkar gibi….
13 yaşında kurduğum cümlelere benzer gibi.. kelimeler birbirine benziyor benzemesine de, ne ifade etmek istenilenler, ne de ifade edenler, benim yaşadığım kabustaki kahramanlara ve kötü olaylara benzemiyor. Bir benzerlik bulabilir miyim diye “direniyorum”. Ortak noktalar bulmaya çalışıyorum.
Mesela, ben direnmiştim, çünkü okuma hakkım elimden alınıyordu.
Mesela, ben direniyordum, 13 yaşımda sokaklarda arkamdan polis kovalamıştı.
Küçükken, masum insanları suçlulardan koruduğunu düşündüğüm polisler, tanklarla okulumun önünde bekliyordu. Ben suçlu değildim, arkadaşlarım da suçlu değildi. Suçlu kimdi, masum ne demekti? Ben masumdum, peki suçlu kimdi? Bu kavram karmaşası da neydi öyle?
Polisler sağımda solumda karşımda tanklarla, silahlarla, durdukça hep suçumun ne olduğunu düşündüm. Aslında bizim de kendimize göre suçlarımız vardı, mesela okula girebildiğimiz zamanlarda, bazen hocalarımızı sinirlendirirdik. Ama kimse kimsenin parasını çalmazdı mesela. En fazla disipline giderdik, şimdi bu polisler de neyin nesi, hangi suçlular için gelmiş bu kadar zırhlı polis? Hep düşündüm, ben suçlu değildim. Ben masumdum. Ama polisler ısrarcıydı.. O zaman ben en masum suçlu muydum? Polislerin ısrarlarından anladığım kadarıyla ortada ciddi bir SUÇLU vardı. Polisler haklıydı, ciddi bir suçlu vardı, ve ciddi bir suç işleniyordu.
Her gün okuluma gireceğim ümidi ile gidip, her gün geri dönüyordum. Hergün yeniden yıkılıyordum. Her gün kayıplar yaşıyordum. Bu kayıpların sona ermesi için de, DİRENİYORDUM, taviz vermiyordum. Şimdi benim okuma hakkımı elimden alanlar, yarın her türlü hakkımı elimden alacağını düşünüyor, tavizin taviz getirmemesi için direniyordum.
Yaşıtlarımın, kırmızı kazağının üzerine sarı kolyenin yakışıp yakışmadığını düşündüğü zamanda, ben şimdinin çok okumuş, kendinden başka kimseye ışık tutamayan aydın rektörleri ile aynı cümleleri kuruyordum. Direniyordum, taviz vermiyordum.
Yine aynı cümleler kuruluyor. Kelimeler birbirinin aynısı.
Hayırlı uğurlu olsun, eski cümlelerimin yeni özneleri.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder