"İyi müziğin her türlüsünü severim" diye artistik bir lafla başlamayacağım. Ama severim, iyi müziği, canlı müziği.
Videoda dinlediğiniz kişi Viyana'da bir sokak sanatçısı. Onu tesadüfen tanıdım. Geçen sene yorgun gecen kütüphane günlerinın akşamlarında kendimi orda bulurdum, bir saat boyunca konsere gitmiş edasıyla onu dinlerdim. Mezun olma kaygısıyla, geçen sene bu sıralar teker teker vedalaştığım Viyana sokakları gibi, Viyana'dan ayrılırken onla da vedalaşmıştım.. Sonra Ekim ayında gelişimde yine dinledim birkaç kez... ve şimdi yine... Viyana'nın nesi meşhur deseler, sanki Makedonyalı bu sokak sanatçısı diyeceğim. Belli zaman sonra o beni artık diğer dinleyecilerinden ayırt etti, yolda karşılaştığımız zaman selamlaşmaya, şimdi de görünce hasbihal etmeye başladık. Dün de ricam üzerine bana bir sürü Cat stevens şarkısı söyledi. Cat stevens şarkılarını gerçekten çok iyi söylüyor. Sohbetimizde Türk yemeklerini gerçekten sevdiğini söyledi. Birkaç Türkçe kelime ile bana sempatiklik yaptı.
..
Üzgün zamanlarımda artık kendimi mutlu etmeye çalışmam gerektiğini anladım.
İnsan, duygularının esiri değil aslında. Ya da ben bu kadar esiri olmamalıyım.
"Kendimi seviyorum" diye tekrarladığım zamanlarda, işte bunu yapmaya çalışıyorum. Sadece kendimi sevmiyorum, ama kendimi de sevmeliyim.
Çok fazla kırılırım korkusuyla, yaşayamam artık.
Sadece iyi insanlar tanımış olabilirim hayatımda. Rabbimin bu lütfu. Ama Onun sınavı da var. Korkarım bu imtihandan. Bu yüzden dua ederim çok kez, "hep iyi insanlar beni bulsun Rabbim" diye.
Ve anladığım bir şey var ki, cidden önemli.
Varsayımlar, insan ilişkilerinin en büyük düşmanı aslında.
Güvenmekten ve inanmaktan başka çare yok bazen.
Varsayımlar tutar tutmaz bilinmez.
Dilin gücü dua.
Korusun Allah hepimizi, anne karnının en güvenilir yerine yerleştirdiği ufacık bir bebek gibi.
Amin.
3 yorum:
yakın zamanda okuduğum bir kitaptan alıntı "after spending a day exploring beautiful sights in the crowded streets of New York, Jane discovered that her wallet was missing".
bazen hayata duygusal değil de, bir az pragmatic yaklaşmamızda fayda olabilir. fakat, yakınlarımıza değil. tabi, yakınlarımız cüzdan çalma tehlikesi taşımıyorsa :)
Kanimca sevdigi insanlara karsi insan zaten stratejik davranamaz. En hazirliksiz animizda yakalandigimiz icin o kadar cok uzer bizi sevdiklerimiz belki. Bilmiyorum.
Diger insanlar icin ise bir iyilik beklentim yok cok fazla, bu yuzden de en buyuk hayal kirikligini onlarda yasamam galiba. Ama Allah hep iyi insanlarla karsilastirsin ve giden cuzdan olsun problem degil:)
Evet, hep iyi insanlara karşılaştırsın. Onlarsız çekilmiyor hayat zaten.
İster istemez zamanla her şey, her kez değişebiliyor ve yakınlarımız da. Dostuklar, yakınlıklar ortak çıkarlar üzerine kurulmaya başlıyor. İnsanlar bizi eskisi gibi güzel gözlerimiz için değil, onların işine geldiğimiz için sevmeye başlıyorlar. Çoğunluk insan duraklamış birisini muhatap almak istemez sanırım. O yüzden bir yerde durmamak ve sürekli ilerlemek gerekiyor. İnsanlar, her hangi bir konuda kendinden bir kaç adım ileride olan insanı iyi insan olarak kabul ederler. Bazıları ahlakta iyidirler, bazıları meslekte. Bir kaç adım önde olduğumuz sürece iyi insan olarak kabul ediliriz ve bu da bizim karşımıza iyi birilerinin çıkmasına vesile olur diye düşünüyorum.
P.S.: Bir az saçmaladım galiba. Bu arada, kandiliniz mubarek olsun.
Yorum Gönder